Pages

Ads 468x60px

30 Aralık 2012 Pazar

Selülitsiz bir yaz için yapılması gerekenler

Kalın giysilerin, pantalon ve çorapların ardına gizlenen selülitlerimiz ve kilolarımız yaz mevsiminin gelmesiyle beraber artık özgürlüklerini ilan ediyorlar.


Pek çoğumuzun korkulu rüyası olan selülitlere ve kilolara bu fırsatı vermemek elimizde. Bu konu ile ilgili American Academy of Dermotologi'nin aktif üyesi olan ve cilt, kırışıklık, botox,lazer epilasyon, saç ve saç dökülmeleri, zayıflama ve selülit ve mezoterapi konularında uzun süredir tıbbi çalışmaları olan cilt hastalıkları uzmanı Dr.Melisa Eczacıbaşı görüşünü bildirdi:
 
Selülite yatkınlık yaratan etkenler
Mezoterapi Nedir ?
Mezoterapinin avantajları
Yöntemin Dezavantajları
Mezoterapinin Kullanım Alanları
Sellülit ve Bölgesel Zayıflamada Mezoterapi
Uygulanmaması Gereken Durumlar
Saç Mezoterapi
En Çok Sorulan Sorular

Selülite yatkınlık yaratan etkenler neler
 
1-       Kadın cildinin doğal yapısı: On kadından dokuzunda bu problem vardır.
2-      Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler,doğum kontrol hapları...
3-        Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.
4-        Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.
5-       Hareketsiz bir yaşam.
6-      Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler.
7-        Doğal çevreden çeşitli yollarla sürekli olarak alınan toksik maddeler.
8-       Tuz, su dengesinde değişikliklere neden olan idrar söktürücü ve müshillerin gelişi güzel kullanımı .
9-        Düzensiz uyku.
10-       Karaciğer ve sindirim bozuklukları, kabızlık ,korse,dar elbiseler,kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri.
 
Sellülit tedavisinde hangi yöntemlerden yararlanılır
 
Mezoterpi,
Radyofrekans yayan cihazlar,
Ultrason dalgaları ile sellülit tedavisi
Özel diyetler ve egzersizler ile desteklenme
 
MEZOTERAPİ NEDİR?
 
Mezoterapi günümüzde estetik tıp dalında selülit tedavisinde en sık kullanılan yöntem sayılır. Yöntemin temeli ilk kez 1952'de Fransa'da Dr.Pistor tarafından gelmekte ve 1987 tarihinden beri Fransız Tıp Akademisi tarafından alternatif tıp tedavileri arasında önemli bir yer almıştır, bugün ise Fransa'da yaklaşık 18000 doktor tarafından günde 65000000den fazla hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir.Uluslararası Mezoterapi Derneği ise yaklaşık 16 ülkede bu yöntemleri uygulamaktadır.Bütün dünyada kanıtlanmış olması,bir çok ülkede uygulanıyor olması,her gün binlerce hekimin bu yöntemi uyguluyor olması, yöntemin yararlı bir yöntem olduğunu gösteren en önemli faktördür. Mezoterapinin kelime anlamı, orta deriye ince uçlu(4- 6 mm ) iğnelerle belli açılarla ilaçı direkt hedef organa enjekte ederek bölgeye tedavi sağlamaktır.Bu yöntemin temeli seri şeklindeki iğnelerin çarpma etkileri ile bağışıklık sistemine harekete geçirmek ve kılcal damar ve kanlanmanın artışı ile direkt hedef organı etkilemektir.
 
Mezoterapinin (Mezotherapy) avantajleri 
 
1-     Sonuçların hızlı ve kesin olması(ortalama 3. cu seanstan sonra sonuçlar gözlemleniyor).sellülit tedavısınde en etkin,en başarılı yöntem olarak uygulanması..Doğru uygulama ve uygulayaıcıda başarı şansı %80_%100 arasında değişiyor.
2-        Doğru kişilerce uygulandığında her hangi bir yan etki içermemesi.
3-       Cerrahi yöntemlerin aksine lokal ve ya genel anetezi gerekmemesi,ve uygulamadan sonra kişinin günlük aktivitelerini herhangı bir şekilde etkilememesi.
4-      Kozmetik yöntemler(yosun,parafin,masaj...)göre çok daha etkin sonuçlar sağlaması
5-       Kısa sürede gerçekleşmesi
Mezoterapi(mezotherapy) Dezavantajları nelerdir?
 
6-     Uzman ve bu konuda eğitimli hekim tarfından uygulandığında her hangi bir yan etkisi yok.
7-       Bazen 1-4 yerde küçük morarmalar olabilir ,bir kaç günde kaybolur.
8-      Yan etkiler ancak doğru olmayan uygulamalarda ve yalnış ilaçlarda görülebilir.Merkezimizde bizzat uzman hekim tarfaından uygulanıyor.Bir seansta uygulanan ilaç dozu belli bir dozu aşmamalı ve belli aralıklar ile olmalı
 
Mezoterapinin Kullanım Alanları
 
Estetik kullanım
 
1-       Sellülit,bölgesel zayıflama
2-       Saç dökülmesi ve saç canlandırma
3-      Yüz gençleştirme,cilt gençleştirme
4-        Çatlak,yara izleri
Tıbbi kullanım alanları
 
Eklem ağrıları
 
Spor yaralanmaları
 
SELLÜLİT VE BÖLGESEL ZAYIFLAMADA MEZOTERAPİ
 
Amaç sellülit ve bölgesel zayıflama ise ona uygun kokteyler hazırlanıyor.Önemli olan kokteyl içindeki  ilaçlarin özelliklerini iyi bilmek,birbirleri ile nasıl bir etkileşimi girdiklerini bilmek ve yan etki olma ihtımalini sıfıra indirmektir.Sellülit ve bölgesel zayıflama mezoterapisinde istenilen bölgelerde yanı bacak, karın, kalça, diz çevresi, mide, yan, sırt, kol bölgesi gibi bölgelere ince üçlü bir iğne(4 mm) ile ilaç mikroenjeksiyonlar halinde el ve ya tabanca ile enjekte ediliyor Bu ilaçlar yağ eritici ilaçlar,kan dolaşımını düzene sokan ilaçlar,lenf tıkanmalarını açan ilaçlar,cildin sıklığını artıran kokteylerdir.
 
 İlaçlar nasıl bir etki sağlar
 
Bu ilaçlar o bölgedeki yağ bloklarını yıkıp, kan dolaşımının artmasına neden olduğundan seanslara düzenli bir şekilde devam edildiğinde bölgedeki selülitlerde azalma ve yok olma istenilen bölgede( kişnin problemin yoğunluğuna göre ortalama )10- 20 cm arasında hızlı incelme(normalden çok daha çabuk incelme),toparlanma,hızlı şekillenme ve zayıflama meydana gelir. Kişide genel bir kilo problemi söz konusu olduğunda mezoterapi ile birlikte diyet verilir. Diyet verilmeden önce kişinin boy, kilo ve vücut ölçüleri(yağ,kas) alınır. Kişinin kilo almasına neden olan herhangi bir etken varsa araştırılır ve altta yatan bir neden olduğunda tedavi edilir. Kişinin bazal metabolizması, günlük aktiviteleri ve alternatif yemek biçimleri göz önüne alınarak kişiye özel diyet programı hazırlanır. Kas kaybına neden olmadan düzenli ve sağlıklı beslenme tarzı ile protein, karbonhidrat,lif yağ, vitamin ve mineralden zengin diyet sayesinde ayda 5-8 kilo arasında kilo vermek mümkün.çay,kahve,cola gibi içecekler minimala indirilir.protin,posalı yıyecekler,sebze,bol su ve bitkisel çaylar tercih edilir.özel diyetisıyeninizin vermiş olduğu diyet programınız varsa ondan yararlanmak mümkün.
 
Ciltte sıklaşmada meydana gelir mı?
 
Enjekte edilen ilaçlar cilt altı yağ çözücüler(damar üzerndeki basınç ortadan kaldırır),kan dolaşım düzenleyeciler, ödem geçiriciler ve bu konuda faydalı özel karışımlardır. Mezoterapinin en büyük avantajlardan birisi bölgede zayıflama sağlarkan sarkma probleminin olmaması ve tam tersine toparlama ve şekillenme göstermesidir, hanımlarda özellikle gebelikten sonrakı sarkma problemleri ve yaşın ilerlemesine bağlı kol altlardaki sorunlarda bilinçli bir şekilde uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Mezoterapi kaç seans ,ne kadar sürer?
 
Mezoterapi tedavisi kişiden kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 8-10-20 seans sürer(problemın yoğunluğu ve sellülitın derecesine göre değişir.haftada 1-2 şeklinde uygulanır ve seanslar ortalama 15-20 dakıka sürer.seanslar bittikten sonra 2 ayda bir koruyucu tedavi uygulanabilir.. Seans aralıkları minumum 5-7 gün olmaktadır. Tedaviden sonra kişinin günlük hayatını etkileyecek herhangi bir durum söz konusu olmaz. Bazen yapılan iğne yerlerinde küçük birkaç morarma noktası görülebilir böyle bir durum ortalama 5-7 gün içerisinde geçer. Mezoterapi yöntemi 18-65 yaşındaki tüm kadın ve erkeklerde kullanılabilir tıbbi bir yöntemdir. Adet ve emzirme dönemlerinde uygulanabilir, gebelikte ise herhangi bir yan etkisi görülmemekle (saç,yüz mezoterapi..)birlikte tavsiye edilmez.
 
UYGULANMAMASI GEREKEN DURUMLAR HANGİLERİDİR?
 
1-     Kalp yetmezliği
2-       Diyabet
3-       Böbrek rahatsızlıklarında
4-        Antikuagülan tedavisi alan hastalarda
 
SAÇ MEZOTERAPİ(MEZOTHERAPY)
 

 3.SAÇ MEZATORAPİ HAKKINDA

Saç dökülmesi,saçların zayıflaması ve cansızlaşması gibi durumlarda uygulanabilen bir yöntem.Bu yöntemde çok ince uçlu bir iğne ile saçlı deri kıl köklerine besleyen, ilaçlar,vitamin ve minerallar direkt kıl köklerin olduğu bölgeye enjekte edilir(biotin,bepanthen,B12,çinko,kükürt,selenyum,demir ve diğer bir çok önemli ilaç..)bu ilaçlar saçlı deride kan dolaşımını artması nedeni ile saçların dökülmesi minimalize eder,saçlar parlaklık ve canlılık kazanır,seans sayısı problemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte ortalama 5-10 dur,haftada bir şeklinde uygulanır ve ortalama 15 dakika sürer,iğneler son derce ince üçlü olduğundan kesinlikle ağrı,acı yapmaz.

Saç mezoterapisi nedir?

Saç dökülmesine önlemek ve kontrol altında almak,saçta hacim ve canlandırma kazandırmak için saçlı deri bölgesine uygulanan tedavi şekline saç mezoterapısı denilir,özellikle kadın ve erkeklerde erkek tipi saç dökülmeleri(androgenetik alopesi)lerde saç mezoterapısı tercih edilir.

Saç mezoterapısı nasıl uygulanır?
 
Saç mezoterapısınde çok ince uçlu bir iğne ile küçük mikroenjeksiyonlar halinde saçlı deri bölgesine ilaç enjekte ediliyor,bu karışımlar kişye özel olarak hazırlanır ve bölgesel olarak tatbik edilir.Problemın yoğunluğuna göre haftada bir ortalama 5-10 kez ve sonrakı seanslar 15 günde bir ve ayda bir uygulanır.Saçta toparlama ve hacım görmek için en az 2-3 ay sabır göstermek ve tedavıye devam etmek gerekir.

Mezoterapi nasıl uygulanır?

Çok ince uçlu bir iğne ile, özellikle saçlı deri bölgesine , kişiye özel kokteyller ile gerçekleşir.önemli olan kokteylde kullanılan ilaçların özelliklerini bilmek,birbirleri ile olan etki ve tepkileri bilmektir.Mezoterapi ilaçlarin emilimi kısıtlı, ve sistemik dolaşıma geçmez.Seans sayısı problemin yoğunluğuna ve enjeksiyon yapılacak bölgeye göre değişir.Uygulamalar özellikle uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.

Alopesi ne anlamında geliyor?

Normal bir erişkinde tahminen toplam saç sayısı 150000-170000 arasıdır.Günde 50-100 tane saç telinin dökülmesi normal sayılır,aslında saç döküldüğnde sadece gövdeden kopma olur,saç kökü yani follikul yerinde kalır,bu süre ortalama 6-8 sene sürer.İnsan hayatı süresince ortalama 12 kez saç kökünden yeni saç çıkar.Androgenetik tıp saç kayıblarında ise follikül sayısında azalmasından ziyade kıl kökünde bir küçülme ve kıl dökülme sıklusunda bir hızlanma meydana geliyor.
Erkeklerde önce alın sonradan tepede açılma görülüyor ve genelde genetik kaynaklıdır.
Kadın tipi androgenetik alopesilerde ise tepede saçlar azalır,seyrekleşir,incelir ve kısalır yanı görüntü erkek tipi saç dökülmeye benzer.

YÜZ, EL MEZOTERAPİ ANTİAGİNG TEDAVİ

Yüz cildin altına hücre yenileyici, kombine vitaminler, dolaşım düzenleyeciler, protein yapı taşları, istenildiğinde dolgu maddelerden hazırlanan bir kombinasyon enjekte edilir. En çok cildi canlandırmak, sarkmaları bir dereceye kadar toparlamak, kırışıklıkları bir dereceye kadar açmak ve ilerde oluşacak olan etkileri azaltmak için yapılır ve cilde ferah ve parlak bir görüntü kazandırır. Ortalama 3-6 seans ilk aşamadaki 3 seans 10 günde bir ve sonradan ayda bir şeklinde uygulanır.
 
AKNE TEDAVİ, özel bazı akne durumlarında tercih ettiğimiz bir yöntem.
 
EN ÇOK SORULAN SORULAR
 
Kaç seans sürer ve bana nasıl faydalı olur?
Seans sayısı kişinin problemin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte sellülite ortalama 8-10 seanstır, sellülite azalma, bölgesel hızlı incelme, sarkmalarda toparlama, şekillendirme.
 AĞRI YAPAR MI?
İğneler ince üçlü olduğundan kişiye rahatsiz edecek bir acı yapmaz.
NORMAL HAYATI ETKİLER Mİ?
Hayır normal hayatınızı etkileyecek her hangi bir durum olmaz.
TEKRAR GERİ DÖNER Mİ? 
Bir dereceye kadar korursanız(düzenli beslenme,hareket...) geri dönmez.
HER MEVSİMDE UYGULANIR MI? 
Her mevsimde uygulanır, tabi kış ve ilk bahar yaza hazırlık açısından en uygun aylardır.

Dondurmadaki Hile Ne ? Dondurmanın zararları neler ? Türkiye Gündemin Dondurma (Ayrıntılı Haber)

Sıcak havalarda en çok tüketilen ürün olan dondurmada bile gıda teröristlerinin imzası olduğu ortaya çıktı.

Gıda teröristleri dondurmaya da el attı. Havaların ısınmasıyla gözde olan dondurmada da akla hayale gelmedik hileler yapılıyor. Şeker yerine yapay tatlandırıcı, doğal sahlep yerine suni sahlep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı zehirleyen bazı üreticiler, kıvamı tutturmak için de, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen jelatini (E441) kullanıyor. 

SOĞUK YALAN 

Takvim'in haberine göre süt, şeker ve sahlep üçlüsü ile yapılanın gerçek dondurma olduğunu, gerçek dondurmada katkı maddesi kullanılmadığını söyleyen yetkililer, katkılı buzların da 'dondurma' adıyla satıldığına dikkat çekiyor. Yetkililer, özellikle açıkta satılan zehirli dondurmalar konusunda uyarıyor. Hilecilerin dondurmaya kattığı katkı maddelerinin yarıdan fazlasının dünyanın birçok ülkesinde yasaklandığı, bunların insan sağlığını 
tehdit ettiği ifade ediliyor. 

SOKAKTA SATILAN ZEHİRLİYOR 

Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmalar sağlığa zarar veriyor. Özellikle açıkta satılan dondurmalara kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu uyarıda bulunuyor: "Bu dondurmalar nerede üretilmiş, içine ne konulmuş bilinmiyor. Özellikle çocuklarda karın ağrısı ve bulantı ile kendini gösteren bağırsak enfeksiyonları, zehirlenmeler yaşanabiliyor. Markasız dondurmalardan uzak durulmalı." 

KABARTILIP AĞIR GÖSTERİLİYOR 

2-3 LİRAYA, 'size özel' gibi ifadelerle tüketicilere sunulan buzlu yiyeceklerin dondurma ile uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Bunların hacmine bakarak da ağırlığı konusunda yanılmamak gerektiğini söyleyen yetkililer, "Bu ürünlerin çoğunda gramaj hilesi yapılıyor. Üzerinde yazılan ölçü gerçek çıkmıyor. Katkılarla kabartılarak hacimli gösteriliyor" diyor.
 

18 Aralık 2012 Salı

Beze Büyümeleri

Beze Nedir? Nerelerde Bulunur ?
Bezeler (lenf Nodları) dışarıdan vücudumuza giren mikroorganizmalarla vücudun savaştığı, direnç gösterdiği savunma yapılarımızdır. Boyunda, koltukaltında, kasıklarda, ensede kulak çevresinde, dirsek bölgesinde ve hatta karın içi organlar ile göğüs boşluğunda normalde bulunurlar. Bademciklerimizde birer bezedir. Sağlam kişilerin %50-60'ında ciddi bir rahatsızlık olmadan normal boyutlarda bezelerle karşılaşmaktayız. Bulaşıcı hastalıkların (enfeksiyon hastalıkları) seyiri esnasında bezeler büyüyebildiği gibi; bazı kanserlerle beraber bulunması nedeni ile hem korkutucu olabilmekte hemde erken tanısının konması önem arzetmektedir.

Bezelere Ne Zaman Dikkat Edilmeli ve Hastalık Yönünden Araştırılmalı ?
Bir santimetreden küçük bezeler genellikle hastalık bulgusu değildir. Fasülye tanesi boyutundaki bezelerin başka bir bulgusu yoksa üzerinde durulması gerektiği, bir çok insandada bulunabileceği bilinmelidir. Boyutunda 1,5 cm üzeri, dirsek bölgesinde 0.5 cm, kasıkta 1,5 cm üzeri beze büyüklükleri ise hastalık belirtisi olup araştırılması gerekmektedir. Ancak boyutu ne olursa olsun omuz üseri bezeler aksi ispat edilene kadar ciddi hastalıklara işaret eder. Ense ve kulak bölgesi bezeleri ise çoğunlukla enfeksiyöz hastalıklar arasında görülür.
Beze Büyümelerine Eşlik Edebilen Bulgular Nelerdir?
2 haftadan kısa süreli beze büyümeleri çoğunlukla enfeksiyöz kaynaklıdır. 2. haftayı aşan bir öyküde ise tüberküloz, viral enfeksiyonlar, kanserler akla gelmelidir. Uzun süreli kullanılan ilaçlar (difenilhidantoin, karbamezapin, primidon, suksinatlar, altın tuzları, sulfasalazin, kaptopril, atenolol, kinidin, allopurinolsefalosporin, primetamin) beze büyümelerine yol açabilir.Ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri gibi eşlik egen bulgular lenfoma denen beze kanserleri ile beraber bulunabilir. Son günlerde geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonları, döküntülü hastalıklar, diş ve dişeti rahatsızlıkları enfeksiyon hastalıklarına işaret eder.
Bezlerin Muayenesinde Diğer Bulgular Nelerdir?
Bezelerin ağrılı, hassas ve kızarık olması enfeksiyonların bir bulgusudur. Hodgkin hastalığı denilen beze kanserinde bezeler ağrısız, yumuşak, hareketli ve lastik kıvamındadır. Başka tip beze kanseri olan Hodgkin dışı lenfomalarda ise sert ve ağrılı olur.
Eşlik Eden Bulgular Nelerdir?
Bademcik iltahapları, çürük bir diş boyun bölgesi bezelerinin nedeni olabilir. Cilt döküntüleri kızıl, kızamık, kızamıkçık ve diğer viral enfeksiyonlarda görülür. Yeni ortaya çıkan ciltte solukluk, kanamalar ve morarmalarda aksi ispat edilene kadar kanserler akla gelmeli ve hemen ileri tetkiklerin yapılması için doktora başvurulmalıdır. Karaciğer ve dalak büyüklüğün de çoğunlukla kanserlerle beraber olup üzerinde önemle durulmalıdır. Enfeksiyöz mononükleozis dediğimiz bazı viral sistemik enfeksiyonlarda lenfadenopati (lenf bezi büyümesi), cilt döküntüleri, karaciğer ve dalak büyüklüğü yapabilir.
Boyun Bölgesi Bezelerinin Nedenleri Nelerdir ?
Boyun, çene altı, ense ve kulak çevresi lenf bezleri çoğu hastada baş-boyun enfeksiyonuna ikincildir. Uzun süreli boyun bölgesi beze büyümelerinde tüberkülozonda düşünülmesi gereklidir. Beze kanserleri de boyun bölgesinden başlayabilir. Eğer omuz üstü bölgede de varsa tümörler ilk planda düşünülmelidir. Lösemiler genellikle yaygın beze büyüklükleri yapar. Koltuk altı ve kasık bölgesi lenf bezeleri sıklıkla enfeksiyonla beraber olup kol, uyluk ve bacağın cilt enfeksiyonları için ayrıntılı beze muayenesi gerekir.  Ülkemizde çocukluk çağında aileler sıklıkla sol koltuk altı beze yakınması ile doktora başvururlar. Genellikle BCG(verem aşısı) aşısına ikincil gelişip tedavi gerektirmezler.
Vücudun Birçok Yerinde Birden Görülen Beze Büyümeleri Neden Olabilir ?
Yaygın beze büyümeleri daima ciddi  hastalıklarala beraberdir. Ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene inceleme tanıda çok yararlıdır.
Viral enfeksiyonlarla, lösemiler ve ileri evre beze kanserleri yaygın lenfadenopati (lenf bezesi büyümesi) yaparlar
Beze Büyümeleri Nasıl Takip Edilmelidir ?
Lenf bezi büyümelerinin izlemi aşama aşama aşağıdaki şekildedir.
a) Eşlik eden anlamlı fizik inceleme bulgusu varsa mutlaka ciddi hastalıklara araştırılmalıdır.
b) Eşlik eden bulgu yoksa 2 veya 3 hafta gözlenir. Bu arada antibiyotik kullanılabilir.
c) 2-3 haftalık gözlem sonunda bezeler tekrar değerlendirilir. Boyutta artışlar var ise ileri tetkikler yapılır.
d) 2-3 haftalık izlemde beze aynı boyutta sebat ediyorsa bir 2-3 hafta daha izlenir. Beze kayboldu ise takipten çıkarılır.
e) İzlem sonunda beze aynı boyutta ise yine ileri tetkikler yapılmalıdır. Gerekirse tanı için beze biyopsisi alınmalıdır.

Ağrılarınızdan kendi kanınızla kurtulun!


İnsan vücudunun hastalıkları iyileştirme potansiyeli olduğu artık biliniyor. Kişinin kendi kanıyla iyileşmesine imkân veren PRP tedavisi ilaç yerine bu potansiyeli kullanan yeni bir tedavi yöntemi. Kas-iskelet sistemi yaralanmaları ve hastalıklarının iyileşmesinde kullanılan bu tedaviyle omuz ağrıları, ön çapraz bağ yaralanmaları, eklem kireçlenmesi, ayak bileği burkulmaları gibi birçok rahatsızlık tedavi edilebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Feride Ekimler Süslü PRP tedavisinin Fizik Tedavi alanında kullanımı hakkında bilgi verdi.
PRP ile dokular iyileşerek yenileniyor
PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına geliyor. Kanın pıhtılaşmasından sorumlu olan trombositler, aktive edildikleri zaman büyüme faktörleri olarak bilinen iyileştirici proteinler salgılayarak dokuları iyileştirip yeniliyor. PRP tedavisinde kullanılan trombositler hastanın kendi kanından alınan numuneden ayrıştırılarak elde ediliyor ve serum olarak yaralı bölgeye enjekte ediliyor. Enjekte edilen sıvıda yüksek konsantrasyonda trombosit ve büyüme faktörleri bulunuyor. Normal kanın 1 mililitresinde 150.000-400.000 trombosit bulunurken PRP’de bu sayı 1.000.000’un üzerine çıkıyor. Trombositler ayrıca sessiz lokal kök hücrelerini aktive ettiğinden plazma sıvısı doğal bir ilaç gibi etki gösteriyor. Yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu tendon kıkırdak gibi yapıların iyileşmesini hızlandırır.
Tedavi uzmanlar tarafından uygulanmalı
PRP tedavisi omuz ağrıları, tenisçi dirseği, golfçu dirseği, ön çapraz bağ yaralanmaları; diz, omuz, kalça eklem kireçlenmesi, diz kapağı tendiniti, ayak bileği burkulmaları, topuk dikeni ve kulunç ağrısı olarak bilinen kas gerginliklerinin tedavisinde kullanılıyor. PRP’nin uygulaması ise şu şekilde; Hastanın kendi kanı steril bir ortamda alındıktan sonra özel işlemler ile trombositler kanın diğer şekilli elemanlarından ayrılıyor. Uygulanmak istenen bölgeye bu sıvı enjekte ediliyor. PRP’nin kalitesi, trombositlerin yaşama kabiliyetine bağlıdır. Bu nedenle PRP uzman bir ekip tarafından hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. PRP’nin hazırlama sürecinde trombositler canlılığını sürdürebilmelidir, aksi takdirde; canlılığını kaybeden trombositler aktive edilemez. Aynı şekilde, PRP uygun şekilde hazırlanmazsa, trombositler erken aktive olur ve daha hazırlık safhasında büyüme faktörleri kaybolabilir.
Herhangi bir yan etkisi yok!
İlk enjeksiyondan 3 hafta sonra hasta tekrar değerlendirilmelidir. Genellikle 3 hafta arayla 6 aylık dönem içinde 3 enjeksiyona kadar yapılabilir. İşlemden sonra doku iyileşmesini hızlandırmak için fizik tedaviye devam edilebilir. Hastaların birçoğunda ilk enjeksiyondan sonra iyileşme görülür. Birçok bilimsel çalışmada başarı oranının %80 – 85 oranında olduğu gösterilmiştir. Bazı hastalarda kısmi bir iyileşme olurken, bazı vakalarda tam iyileşme gösterilmiştir. PRP yönteminde kişinin kendi kanından alınıp hazırlanması nedeni ile herhangi bir yan etkisi yoktur. Yalnızca yapıldığı bölgede geçici bir ağrı ve şişme yapabilir. Bu etki 1-2 gün içinde kendiliğinden geçer. Tedavi öncesi başlanan ve 5 gün süre ile ağrı kesici ilaç kullanımı ile bu durum en aza indirilebilmektedir.

10 Aralık 2012 Pazartesi

Böcek Sokmaları

Böcek sokmaları özellikle yaz ve sonbahar başlarında tarlada çalışan, tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçırıcı bazen de yaşamı tehdit edici bir sorun olmaktadır. Ülkemizde de en önemli böcek sokmaları yaban arısı, eşek arısı ve bal arısı ile ortaya çıkmaktadır.
Böcek sokmalarından sonra yerel reaksiyon, sistemik reaksiyon ve sistemik toksik reaksiyon oluşabilmektedir. Seyrek olarak böcek sokmasından 1 ya da 2 hafta sonra serum hastalığı ya da anafilaksi ortaya çıkabilir
Böcek sokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon kişiden kişiye ve böcekten böceğe değişiklik gösterir. Isırıklar tek tek ya da bir böcek, bir alanda birden çok ısırık yaptığı için gruplar halindedir. Bebekler genellikle reaksiyon göstermezler, küçük çocuklar gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonu, büyük çocuklar hem gecikmiş, hem hızlı aşırı duyarlılık reaksiyonu gösterirler. Olağan reaksiyon ağrı, şişme ve sokulan bölgede etrafında oluşan renk değişikliğidir.
Bölgenin su ve sabunla yıkanması en basit ve etkili tedavidir, buz uygulanması şişliği ve ağrıyı azaltabilir.
Geniş yerel reaksiyon; sokulan bölgenin çevresindeki geniş bir alanın da etkilenmesi durumudur (örneğin dizden sokulan bir kimsede tüm bacağın şişmesi). Bu durumda tedavi normal reaksiyondaki gibidir. Ancak yakınmaları azaltmak için ağızdan bazı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu ilaçlara bir doktorun karar vermesi uygun olur.
Bal arısı soktuktan sonra deri içinde kalan iğneyi çıkartma çabaları daha çok, venomun deri içine sokulması ile sonuçlanmaktadır.
Karınca ile sokulmadan 30-60 dakika sonra yerel kaşıntı ve küçük su toplamış kabarcık (vezikül) ortaya çıkmaktadır. Bunu 8-24 saat sonra püstül oluşumu izler. Karınca sokmasından sonra ikincil enfeksiyonlara engel olmak için bol su ve sabunla yıkanmalı, içi su dolu kabarcık sıkılmamalıdır. Topikal steroidli merhemler ve ağızdan H1 antihistaminikler kaşıntıyı azaltmak için kullanılabilir.
Böcek sokması sonrası olan alerjik belirtiler nelerdir?
Böcek sokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik şeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu), dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması yaşamı tehdit eden bulgulardır.
Anafilaksi gelişen her böcek sokması acil tedavisi yapıldıktan sonra alerjiste gönderilmelidir.
Böcek sokmalarından nasıl kaçınabiliriz?
Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürünmemeli.
Pikniğe, çocuk bahçesine giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giyilmemeli.
Yakında uçuşan arı görüldüğünde panik yaratıp, kaçması için saldırıya geçilmemeli (yaban arıları kendilerine saldırıldığında sokmaktadırlar), bir yüzeye yapışmışsa nazikçe kaldırılmalıdır.
Ağzı açık kalmış tatlı içecekler yeniden içilmemelidir.
Çöp tenekelerin ağzı sıkıca kapalı tutulmalıdır.
Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri sıkıca kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalıdır.
Pikniğe, parka giderken tatlı ve bitki kokulu parfümler sıkılmamalıdır.
Evlerin ve arabaların camları kapalı olmalıdır.
Böcek sokmalarında anafilaksi geliştiğinde tedavi nasıl olmalıdır?
Böcek sokmasına bağlı anafilakside tedavi: ABC (Airway= havayolu açıklığı, Breathing= solunum, Circulation=dolaşım) sağlanması Bacakların yükseğe kaldırılması, Sokulan bölgenin üst kısmına turnike uygulanması, Oksijen desteği sağlanması, Ayrıca, hastaya uygulanacak ilaçlara bir doktorun karar vermesi gerekir.
Hastalar anafilaksiye yönelik gerekli tedavileri yapıldıktan sonra en az 48 saat gözlem altında tutulmalıdır. Daha önce anafilaksi geçiren bir kişinin yanında her zaman hazır şırınga edilebilir adrenalin bulunmalıdır. Bu preparatlar ülkemizde yoktur. Daha önce anaflaksi geçirmiş hastalar için Türk Eczacılar Birliği ya da firmalar aracılığı ile bu preparatlar sağlanabilmektedir.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Sezaryen doğumdaki büyük tehlike

Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen ile yapılan doğumların yüzyılın hastalığı olan alerjiyi arttırdığını söyledi.


Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, alerjinin oluşumunda doğum şeklinin önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Sezaryen doğumların yüzde 50’den fazlasının anne isteği ile gerçekleştiğini ve bu doğumların çocuklarda astım görülme sıklığını yüzde 20 arttırdığını belirten Tabak, özellikle besin alerjisinin de sezaryen doğuma bağlı olduğunun altını çizdi. Normal yoldan doğan bebeklerin sezaryen ile doğan bebeklere göre daha az alerji olduğunu belirten Prof. Dr. Tabak, “Normal doğum ile dünyaya gelen bebekler, ilk kez doğum kanalında mikropla tanışıyor ve doğdukları andan itibaren bağışıklık sistemini güçlendirmek için mücadeleye başlıyorlar. Sezaryen ile doğan, yani steril bir şekilde dünyaya gelen bebeklerde ise tam aksi oluyor” dedi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bilim adamlarının alerjinin artış nedenlerini araştırdığını, bu araştırmalardan en kapsamlısının “Hijyen Hipotezi” olduğunu, bu hipotezde bağışıklık sisteminin bir teraziye benzetildiğini belirtti. Tabak, bağışıklık sisteminin bir terazinin iki kolu gibi birbirinin aksi yönünde çalışan iki farklı sistemden oluştuğunu, bir kolun mikroplarla savaştığını, diğer bir kolun ise alerjik reaksiyonlardan sorumlu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yonca Tabak, bağışıklık sisteminin mikroplarla çok temas etmesinin alerjiden uzaklaşmayı sağladığını, tam tersi durumlarda ise mikropla ne kadar az temas edilirse o kadar alerjinin arttığını dile getirdi. Prof. Dr. Yonca Tabak, sezaryen doğumun getirebileceği problemler açısından anneleri uyarırken, özellikle alerjik annelerin tıbbi bir zorunluluk olmadıkça sezaryen doğumu tercih etmemeleri gerektiğinin altını çizdi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız